Badem Ağaçlı Şiirler
Paylaş
Herkesin kabul edeceği gibi insan hayatında ağacın yeri ve önemi büyüktür. Yaşam yeryüzünde kendini gösterdiği günden beri ağaç tüm canlılar için olmazsa olmaz bir önemde olmuştur. İnsanoğlu olarak gölgesinde dinlenmek, meyvesinden yemek, odunuyla ısınmak, güzelliğinden nasiplenmek istemişizdir daima. Ağaç bir yaşamdır başlı başına. Bolluk ve berekettir. Kutsal bir varlıktır. Bu yüzden insanlar çevrelerini ağaçlarla donatmak istemişlerdir ellerinden geldikçe. Kimileri ağaç dikerken kimileri çeşitli bahanelerle söküyor hatta bazen bile bile yakıyor olsa da günümüzde ağacın bizlere kattığı değerler yadsınamaz. Birileri emeklerini ve paralarını kullanarak ağaçlar dikiyorlar, kimileri getirilerinden faydalanıyor, kimileri de onu yüceltmek için şiirler şarkılar yazıyorlar. Bu yazımızda Kara Oklar Çiftliğimizin varlık sebebi ve sembol ağacı olan badem ile ilgili Türk edebiyatında yazılmış bazı şiirlere yer vereceğiz.
Badem çiçeklerine âşık bir şairimiz olan Can Yücel’in Kibrit Çakıyorsun Karanlıkta şiiri ile başlamak istiyorum. Balı, balığı ve bademi ile ünlenen Datça'dan bahsedildiğinde akla ilk gelen isimdir. İstanbul’da dünyaya gelmiş olsa da şehrin karmaşasından sıkılıp kurtuluşu ‘Anadolu'nun uzak zürafası’ diye tanımladığı bademleriyle meşhur olmuş Datça’da bulmuş ve mekan tutmuş olan namı meşhur Can Baba bakın nasıl anlatıyor karanlıkta badem çiçeklerini görmek isteyen meraklı sevgilileri bir şiirinde:
Kibrit çakıyorsun karanlıkta
Badem çiçeklerini görmek için
Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
Sarnıç gemisi gözlerin
Bir iş açacaksın sen başımıza
Yangın mı olur artık, bahar mı?
Haydi, rastgele tüm badem severlere!
Türk edebiyatında Garip akımının en büyük temsilcilerinden biri olan Orhan Veli de badem ağacına şiir yazan şairlerimizden. Şiirde ölçü ve kafiyenin gereksiz olduğunu savunan, şiir diline büyük önem veren Orhan Veli özellikle halk diline yönelmiş, halkın konuştuğu kelimeleri şiirinde kullanmıştır. Onun en büyük amacı şiiri süsten kurtararak soyut şiir yerine, özüne ulaştığı somut bir şiir yazmaktı. Gündelik hayatın her yönünün şiire konu olabileceğini savunmuş ve kendini belli bir duygu ya da düşünceyle sınırlamamıştır. Amacı, okura biçimsel bir şaheser sunmak değil, anlatmak istediklerini hissettirebilmektir. Dolayısıyla, cilalı söze gerek yoktur. Bu nedenle, konuşur gibi kaleme aldığı şiirleriyle şiir yazımını bu kadar basitleştirdiği için oldukça fazla eleştirilmiştir. Ancak, şiir poetikası geniş halk kitlelerince benimsenmiş ve yazdığı şiirler dillerden düşmemiş ve halen de düşmemektedir. Aşağıdaki Derdim Başka şiiri de onun sanatının tüm özelliklerini göstermektedir:
Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden
Ben ki her nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha aşığım;
Korkar mıyım?
Ah, dostum, derdim başka…
Bu yazıdaki diğer şairlerimiz kadar iyi tanınmasa da Veli Aykır da bir badem ağacı dostu. Küçük Badem Ağacım adlı şiirini badem ağacının serüvenini ve içindeki badem ağacı sevgisini çok iyi yansıttığı için paylaşmak istiyorum:
Bıçak gibi yüzleri kesmede ayaz
Mor dağların benzi kar bembeyaz
Tam ortasındayız kara kışın
Boğuk boğuk inler gecede rüzgâr
Der, “Bahara daha çok var!”
Karda kışta ne tez davrandın
Gelin gibi böyle allanıp pullandın
Küçük badem ağacım?
Saçaklardan savrulur yağmur
“Teknede hamur, tarlada çamur”
Göz gözü görmez tipiden
Daha neydi senin yaşın başın
Kiminle böyle amansız yarışın?
Titrer fırtınada elin ayağın
Bağrımda taze gelinim olaydın
Küçük badem ağacım…
Bak hâlâ sessiz elma, armut, kiraz
Geçmedi üstünden leylek, turna, kaz
Savrulur durmadan tipi, boran, kar
Serçeler güzelliğine türkü yakar
Yağmur damlaları göz yaşın
Sevdiceğim, sevdalım, baş tacım
Sevincin neşem, derdin acım
Benim küçük badem ağacım…
Bir diğer bademsever şairimiz de Ziya Osman Saba. Şiirlerinde çocukluk anıları, ev ve aile sevgisi, küçük mutlulukların sevinci, ölüm ve ötesi gibi konuları gözlemci ve dışa vurumcu bir tarzda işleyen Saba sanatçının her şeyde bir güzellik, her olayda bir iyimserlik aramasının ve yaşam sevgisi ile dolu olmasının sanatının temelini oluşturduğunu söylemektedir. Hece vezni ile yazdıklarının yanında, serbest tarzda da açık ve anlaşılır şiirler kaleme almıştır. Yazmış olduğu Beyaz şiirinde de şöyle diyor:
Bir bademin altına, yorgun, oturmak biraz,
Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı.
Artık bütün renklerden, artık uzaklaşmalı:
Beyaz işte, aylardır gözümde tüten beyaz.
…
Bahar pınarlarından içime damlayan su,
Bembeyaz çiçeklerin ıslak, temiz kokusu,
Kış bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz...
Başka ağaçların yetişmediği taşlık ve kurak topraklarda da yetişebilmekte olan badem ağacı, sıcağa, soğuğa ve kuraklığa dayanıklı bir ağaçtır; ancak erken çiçek açtığından yaşanan donlardan olumsuz etkilenmektedir. Bu ülkenin insanını da ağacını da iyi bilen Aziz Nesin, kendisi ve kendisi gibi düşünen ve hisseden insanlarla badem ağacı arasında kurduğu ilişkiyi Arkadaşım Badem Ağacı şiirinde dile getiriyor. Badem ağacı nasıl kış güneşine kanıp çiçeklerini daha gerçek bahar gelmeden açtığından zamanı geldiğinde meyveye duramamışsa şairimiz de yalancı güzellere kanıp sevdalanmış ama daha sonra aşkına karşılık bulamadığından hayal kırıklığına uğramıştır. Ama bundan hiç de pişman değildir. Yaşaması gereken bir tecrübe yaşamış ve belki bu süreç onu daha da güçlendirmiştir. Bir daha aynı hataya düşerim korkusu da yaşamamaktadır. Çünkü yaşanması gereken yaşanacak ve hayatlar bir şekilde sürüp gidecektir. Badem ağacının hikayesini bir de Aziz Nesin’in esprili kaleminden okuyalım:
Sen ağaçların aptalı,
Ben insanların.
Seni kandırır havalar,
Beni sevdalar.
Bir ılıman hava esmeye görsün,
Düşünmeden gelecek karakışı,
Açarsın çiçeklerini.
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü.
Bir güler yüz, bir tatlı söz,
Açarım yüreğimi hemen.
Yemişe durmadan çarpar seni karayel,
Beni karasevda...
Hem de bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Ko desinler bize şaşkın
Sonu gelmese de hiçbir aşkın
Açalım yine de çiçeklerimizi.
Senden yanayım arkadaşım,
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi.
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya.
Karayelin çarpmadığı ve donun vurmadığı badem ağacı çiçekleri güzelliğinde günleriniz olsun.
İsmail İğdeli