Badem Ağacı

Ağaç sadece somut varlığı ile değil insan yaşamını etkileyen farklı özellikleri ile de önemli bir varlıktır.  Bir görüntüden fazlasıdır her zaman. İnsanlar yaşam, hayat, canlılık, ölümsüzlük, doğurganlık, şans, bolluk, bereket, sağlık gibi farklı anlamlar iliştirdiler ağaçlara. Edebiyat eserlerinde mevsimsel ölümün ve yeniden hayat bulmanın en çok kullanıldığı sembol ağaç olmuştur. Yapısı insanın evrene olan bakışını sergiler.  Kökleri yeraltıyla, gövdesi yeryüzüyle ve dalları gökyüzüyle bağdaştırılır. Birçok halk kahramanı ağaçların dallarına tırmanarak gökyüzüne ulaşır. Bu nedenle ağaç çağlar boyu birçok etnik grubun geleneksel süs deseni olarak edebiyat ve güzel sanatlarda kullanılan sembol bir değer haline gelmiştir. Sosyal bilim araştırmacıları ağacın dünya tarihinde doğurganlığın ve ölümsüzlüğün, şansın ve bereketin, sağlığın ve şifanın güçlü bir sembolü olarak kullanıldığını söylüyorlar. Kadim kültürlerde ağaç Tanrının insana armağanıdır; Tanrıyla konuşmada bir araç olabileceği gibi Tanrının gölgesi konumundadır. Bu özelliği ağacın dünya mitolojilerinde sıklıkla kullanılmasına sebep olmuştur. Gerek dünya tarihinde gerek Türk Tarihinde ağaca atfedilen anlamlar nesiller boyunca yaşatılmaya devam etmiştir. Dünyanın merkezinde olduğu kabul edilen Hayat Ağacı sembolü buna bir örnektir. Hayat Ağacının tepesine tırmanan insanlar ruhani bir aydınlanmaya ulaşır ve kurtuluşa ererler. Ağaçların uzun yıllar boyunca yetişmesi, dallarının ve yapraklarının sarkarak uzaması ve meyve vermesi Türkler için bereketin ve zenginliğin temsili olmuştur. Eski Türk inançlarında – Şamanizm etkisiyle de – Hayat Ağacı’nın kutsal bir yeri bulunmaktaydı. Henüz İslamiyeti benimsememişken, bir yaratıcının varlığına inanan gücünü gökten alan bir topluluk olarak güneş, ay, ağaç ve dağ gibi yükselen varlıkları kutsallaştırmışlardır. Bu bağlamda başta Hayat Ağacı olmak üzere hemen hemen her tür ağaç öncelikli olarak önce değişik ulusların mitolojilerinde ve efsanelerinde sonra da sanat ve edebiyatta sıkça kullanılmıştır.

Bu sembol ağaçlardan biri de badem ağacıdır. Dünya edebiyatında başlığında badem olan ve badem ağacını sembol olarak kullanan birçok eser bulunmaktadır.  Bunlardan biri de Amerikalı Yahudi kadın yazar Michelle Cohen Corasanti'nin yazdığı Badem Ağacı romanı Yahudi ve Müslüman vatandaşlarının yaşantılarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini anlatıyor. Corasanti, gerçek yaşamında da romanının kahramanı olan Ahmed gibi bir Filistinli ile evlenip bölgede yaşananları bizzat tecrübe ettikten sonra yaşadıklarını deneyimlerini yarı belgesel tarzında yazıyor. 1940’lı yılların sonlarında İsrail Devletinin kuruluşundan sonra Filistinlilere yaşam hakkı tanımayan baskıcı tutumlarını, İsraillilerin zengin yaşamları yanında Filistinlilerin yoksulluğa, hatta bugünkü gibi Gazze'de ölüme ve açlığa mahkum edilmelerini çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. Filistin’de ölümle burun buruna yaşarken yaşama tutunmak için kardeşi gibi gizli örgütlere katılmak yerine bilgiye yönelen ve umudunu kaybetmeyen bir karakter olan Ahmed’in çocukluktan yetişkinliğe dönüşürken yaşadığı olaylar anlatılıyor romanda. Vaktiyle ezilen bir halk olan İsrail Yahudilerinin anne ve babalarının çektiği acıları unutup ezen konumuna geçişini görüyoruz kitap boyunca. Kitap, tüm olumsuzluklara rağmen eğer eğitime şans verilirse her zaman için bir kurtuluş kapısının olduğunu, aşkın ve sevginin gücünü, ailenin önemini mükemmel bir kurguyla anlatırken, insanlıktan ümidini kaybetmeyen, iyimser bir bakışla bitiyor. Filistinli ailenin evlerini yaparken dikmiş oldukları badem ağacı evleri iki defa İsrailli güçlerce yıkıldıktan sonra aileye kol kanat germiş ve aile bu ağacın altında kurdukları çadırda yaşamaya devam etmişlerdir. Bir nevi sığınaklarıdır bu badem ağacı.

Baharda tüm diğer ağaçlardan erken çiçek açan badem ağacı gibi barışın çiçeklerinin bu bölgede de bir an önce açmasını dilemekten başka bir seçeneğimiz yok bu günlerde. Yaşananlara en az yazar Corasanti kadar tüm insanlığın karşı çıkması ve bu vahşete son verilmesi en içten temennim.

Bloga dön