FİRMAMIZDAN YAZILAR

SON GÜNCELLEME : 30.04.2016

Fotoğraflar

YETİNEBİLİRLİK

KIYMETLİ DOSTLAR; : 21.11.2014 - 12:02:43

Bulunduğumuz çağda insanoğlu “YETİNEBİLİRLİK” kavramının anlamını yitirdi. Doğanın sunduğundan daha fazlasını üretmek ve herşeye rağmen kazanmak; bunun anlamı çevresine ve kendine zarar vermek de olsa daha fazlasını kazanmak istedi.

Başlangıçta doğa insanı tolere etti, yapılanları bağışladı ancak insanoğlu sınırını aşınca yapılanları insanoğluna geri sunmaya başladı. Ürünler tadını, özünü, besleme özelliğini yitirerek zehirlemeye insanoğlunda daha önce tanısı yapılmayan hastalıklara sebep olmaya başladı.

Yaptığı işlemlerin doğadaki diğer canlılara ve bizzat ekolojiye verdiği zarara karşı duyarsız kalan insanoğlunu doğa ancak bu şekilde uyarabilmişti. Silkelenen ve yaptığı hatanın kendine kadar gelen zarar zincirini algılayan insanoğlu bu gidişatın ancak “yetinebilirlik” anlayışı ile iyi niyetli, doğaya dost uygulamalar yaparak durdurabileceğini yetmişli yıllardan sonra anlayabildi.

Özümüzde varolan “yetinebilirlik”, doğaya saygı ve geleni “tevazu ile kabullenme” düşüncesiyle çıktığımız yol bizi “Karaoklar Ekolojik Yaşam Çiftliği”ne taşıdı. Burada yaşamaya, üretmeye ve ürettiklerimizi dostlarımız ile paylaşmaya karar verdik.

Karaoklar ekolojik hayat çiftliği gönüllüleri olarak hayat amacımız; ecdadımızdan gelen üretim kültürümüzü canlandırmaktır. İlkelerimiz ise;

- Üretim sürecinde toprak altı ve toprak üstü florası ile insan sağlığına zarar vermeyen girdiler kullanmak

- Parayı-Markayı-İmajı ve Karlılığı değil; Doğayı-Sağlığı-Saygıyı ve İnsanlığı tercih etmek

- Çiftlik alanının yer aldığı toprakların, gelecek nesillerden bize emanet olduğu bilinciyle hareket etmek

- Yerel bilgi ile teknik bilgiyi harman yapmak

- Çevre köylerden başlayarak ülke üreticileri ve çocuklara sağlıklı üretim eğitimleri vermek, unutulan paylaşımcı yaklaşım kültürümüzü tekrar canlandırmak

- GDO’lu tohum değil; ata mirası organik tohum kullanmak ve bu tohumları üretip paylaşarak yok olmasına engel olmak

- Siyeset ve dedikodudan uzak durmak

- Doğayı ve yerel kültürümüzü korumayı ve sağlıklı nesiller yetiştirmeyi amaç edinen STK’ları ile işbirliği içinde çalışmaktır.

Bu ilkeler ile çıktığımız yolda, iyi niyet mektubumuzu kabul eden doğa bize emeğimizin karşılığı olan “organik tarım yaşam felsefesi” ile ürettiğimiz ürünlerin karşılığını verdi. Bizi size getiren “bize sunulanı siz dostlarımız ile de paylaşmak” isteğimizdir.

İyi niyet, doğaya dost uygulamalar ile ürettiğimiz taze ve geleneksel yöntemler ile işlenmiş ürünlerimizin tüm dostlarımıza sağlık kaynağı olması dileklerimizle “afiyet olsun”.

                                                                                                                                 Orhan AZTEKİN

Captcha image

Cumhur Erdoğan 21.11.2014 - 12:02:43

Orhan Bey merhaba, Youtube'da yayınlanan bir videonuzu izlemekle yeniden yandı içimdeki umut ışığı. Resmini tam olarak çizemediğim hayallerimi çizmiş ve can vermişsiniz. Güzel şeyleri konuşmakla yetinmeyip, eyleme geçen insanlar görmek, tanımak bana hala yaşadığımı hatırlatıyor. Uzun zamandır böyle u-mutlu olmamıştım, teşekkür ederim. Cevabını alabilme ümidiyle kısaca aklımdaki soruyu, biraz uzatarak sormak istiyorum: Bu ülke vatandaşı olan hemen hemen herkes gibi borçlarım var ve hayatımızı sürdürebilmek için ailemden uzakta, şantiyelerde oldukça zor ve yoğun şartlarda çalışıyorum. Yani ailem için ailemden vazgeçiyorum aslında. Hemen hemen herkes gibi işimi severek değil, zorunda olduğum için yapıyorum. Resmini çizemediğim hayalleri kurmaktan yıllar önce vazgeçtim ama hala içimde bir "acaba" var. Ve her acaba dediğimde geri vites yapan cesaretim... "3 günlük" denilen dünya hayatından geriye 1,5 gün kaldı (o da nasipse) ve hemen hemen herkes gibi standart, mutsuz, huzursuz ve dolayısıyla sağlıksız bir hayat yaşarken, ironik bir biçimde iki küçük bebeğimizi sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşamlar sürsünler diye büyütüyoruz. "Doğa"ya dönmek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilemiyorum. Size garip gelebilir belki ama; hayvanları, eti için asla mezbahaneye verilmeyecek bir çiftlik, ve/ veya sağlıklı doğal tarım ürünleri yetiştirebileceğimiz bir çiftlik kurup, çocuklarımızın ayaklarını toprağa bastırarak büyütmek istiyoruz. Malesef bunun için ne paramız, ne toprağımız, ne bilgimiz ne de destekçilerimiz var. Tek güvencemiz aklımız ve inancımız. Bir de bahsettiğim umut var, o da seyrek aralıklarla bir an parlayıp geri sönüyor. Tarım ve hayvancılık kredileri veya hibeleri veren kurumlar var, biliyorum. Ama memur bir ailenin çocuğu olmanın etkisiyle belki, korkularım ağır basıyor, vazgeçiyorum. En azından rehber alabileceğim bir tavsiyeniz var mı? Selam & Saygılarımla

Cumhur Erdoğan 21.11.2014 - 12:02:43

Orhan Bey merhaba, Youtube'da yayınlanan bir videonuzu izlemekle yeniden yandı içimdeki umut ışığı. Resmini tam olarak çizemediğim hayallerimi çizmiş ve can vermişsiniz. Güzel şeyleri konuşmakla yetinmeyip, eyleme geçen insanlar görmek, tanımak bana hala yaşadığımı hatırlatıyor. Uzun zamandır böyle u-mutlu olmamıştım, teşekkür ederim. Cevabını alabilme ümidiyle kısaca aklımdaki soruyu, biraz uzatarak sormak istiyorum: Bu ülke vatandaşı olan hemen hemen herkes gibi borçlarım var ve hayatımızı sürdürebilmek için ailemden uzakta, şantiyelerde oldukça zor ve yoğun şartlarda çalışıyorum. Yani ailem için ailemden vazgeçiyorum aslında. Hemen hemen herkes gibi işimi severek değil, zorunda olduğum için yapıyorum. Resmini çizemediğim hayalleri kurmaktan yıllar önce vazgeçtim ama hala içimde bir "acaba" var. Ve her acaba dediğimde geri vites yapan cesaretim... "3 günlük" denilen dünya hayatından geriye 1,5 gün kaldı (o da nasipse) ve hemen hemen herkes gibi standart, mutsuz, huzursuz ve dolayısıyla sağlıksız bir hayat yaşarken, ironik bir biçimde iki küçük bebeğimizi sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşamlar sürsünler diye büyütüyoruz. "Doğa"ya dönmek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilemiyorum. Size garip gelebilir belki ama; hayvanları, eti için asla mezbahaneye verilmeyecek bir çiftlik, ve/ veya sağlıklı doğal tarım ürünleri yetiştirebileceğimiz bir çiftlik kurup, çocuklarımızın ayaklarını toprağa bastırarak büyütmek istiyoruz. Malesef bunun için ne paramız, ne toprağımız, ne bilgimiz ne de destekçilerimiz var. Tek güvencemiz aklımız ve inancımız. Bir de bahsettiğim umut var, o da seyrek aralıklarla bir an parlayıp geri sönüyor. Tarım ve hayvancılık kredileri veya hibeleri veren kurumlar var, biliyorum. Ama memur bir ailenin çocuğu olmanın etkisiyle belki, korkularım ağır basıyor, vazgeçiyorum. En azından rehber alabileceğim bir tavsiyeniz var mı? Selam & Saygılarımla

Yüksel MART 21.11.2014 - 12:02:43

Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliğine sonsuz başarılar diliyoruz.